
CPC Optimizasyonu | Tıklama Başı Maliyet Düşürme
CPC (tıklama başı maliyet), tek başına iyi ya da kötü bir sayı değil — asıl soru o tıklamanın getirdiği değer. Ama gereksiz yere şişmiş bir CPC, aynı bütçeyle daha az trafik almak anlamına geliyor; bu yüzden düşürülebilecek yerler mutlaka gözden geçirilmeli.
Kalite puanı CPC’yi doğrudan etkiliyor
Google, kalite puanı yüksek reklamlara aynı pozisyon için daha düşük maliyet uyguluyor. Anahtar kelime ve reklam metni uyumu ne kadar güçlüyse, CPC o kadar düşük çıkıyor — bu, CPC optimizasyonunun aslında bu iki alanla iç içe olduğu anlamına geliyor.
Teklif stratejisi seçimi maliyeti şekillendiriyor
Manuel CPC tam kontrol veriyor ama ölçeklenmiyor; akıllı teklif stratejileri (Hedef ROAS, Hedef EBM) veri biriktikçe otomatik olarak daha verimli tekliflere yöneliyor, ancak yeterli dönüşüm verisi olmadan bu otomasyon yanlış yönde de çalışabiliyor.
Reklam grubu darlığı rekabeti azaltıyor
Dar ve tek niyete odaklanan reklam gruplarında kalite puanı daha yüksek çıkıyor, bu da dolaylı olarak CPC’yi aşağı çekiyor — geniş ve karışık reklam gruplarına göre daha ucuz çalışıyor.
Nasıl başlıyoruz? Önce mevcut CPC dağılımınızı kelime ve reklam grubu bazında analiz ediyorum. İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
CPC’yi düşürmek dönüşümü de düşürür mü?
Doğru yapılmazsa evet — kalite puanı ve hedeflemeyi iyileştirmeden yalnızca teklifi kısmak, gösterimi ve dönüşümü de düşürebiliyor. Hedef, aynı kaliteyi daha ucuza almak.
Hangi sektörlerde CPC daha yüksek olur?
Rekabetin yoğun olduğu, yüksek müşteri değerine sahip sektörlerde (hukuk, sigorta, finans) CPC doğal olarak daha yüksek seyrediyor.
CPC yerine hangi metriğe odaklanmalıyım?
Nihayetinde dönüşüm başına maliyet (CPA) veya reklam harcaması getirisi (ROAS) daha anlamlı; düşük CPC ama düşük dönüşüm oranıyla gelen trafik gerçek bir kazanç değil.
Nasıl çalışıyorum?
Çalışma saati paketleri
WhatsApp’tan ya da telefonda sitenizden ve ihtiyacınızdan bahsedin; 5 ile 40 saat arasında bir çalışma paketinde anlaşalım, ben gerekenleri yapmaya başlayayım. Aldığınız şey bir takvim aralığı değil, doğrudan sizin işinize harcanacak net mesai. 40 saati üç gün aralıksız çalışarak da kullanabiliriz, bilerek zamana yayıp bir yılda da bitirebiliriz — işin gerektirdiği neyse o. İşin ne kadar süreceğini tahmin etmeye değil, işi yapmaya vakit harcarım; harcadığım her saatin sitenizde kalıcı bir karşılığı olur. Faydalı olduğunu düşündüğünüz sürece bu şekilde devam ederiz.
Neden aylık değil?
40 saat 1 hafta mı oluyor?
Aylık sabit ücrette iki taraf da yanlış yere bakar: siz sabit gidere, karşı taraf kaç tane daha böyle sözleşme bağlayabileceğine. Saat üzerinden çalışınca ikimizin de baktığı yer aynı olur — yapılan işin gerçek değeri. "Toplamda ne kadar tutar?" sorusunun peşinen net bir cevabı olmaması bu modelin doğal maliyeti, farkındayım. Ama sonuç üretmeyen bir yapıya aylarca sabit ücret ödemek yerine yalnızca işinize ayrılan nitelikli zamanı ödersiniz, o zamanın nereye gittiğini de baştan sona görürsünüz. Müşterilerimin benimle tekrar tekrar çalışmasının sebebi bu.