
Formu Doldurup Vazgeçenlere Reklam Gösterme
E-ticarette sepeti terk eden kim ise, hizmet satan işlerde formu yarım bırakan odur. Teklif formunu açmış, birkaç alanı doldurmuş, göndermeden çıkmış. Bu kişi ilgisiz değil — bir yerde takılmış.
Önce formun nerede terk edildiğini görün
Reklam vermeden önce formun kendisine bakmak gerekiyor. En sık üç sebep: çok fazla zorunlu alan, en başta telefon numarası istemek, ve mobilde bozuk görünen bir alan. Bunlar düzeltildiğinde terk oranı reklam vermeden düşüyor.
Form açıldı ile gönderildi ayrı ölçülmeli
Çoğu hesapta yalnızca “form gönderildi” ölçülüyor. Bu durumda yarım bırakanlar hiç görünmüyor ve kitle kurulamıyor. Formun açılması veya ilk alanın doldurulması ayrı bir olay olarak gönderilmeli; kurulumu form dönüşüm takibi sayfasında.
Mesaj, engeli çözmeli
Bu kitleye “hizmetimizi deneyin” demek işe yaramıyor. Kişi zaten denemek üzereydi. Süreci netleştiren bir şey — ne kadar sürüyor, ücretsiz mi, ne olacak — çok daha iyi çalışıyor.
Telefonla dönmek çoğu zaman reklamdan hızlı
Formda telefon alanı doldurulup gönderilmediyse o veri elinizde olmayabilir; ama gönderilmiş ama dönülmemiş formlar varsa asıl kayıp orada. Çağrı odaklı reklamlar ve hızlı dönüş, reklam bütçesinden önce gelir.
Nasıl başlıyoruz? Önce formunuzun hangi adımda terk edildiğine bakıyoruz. İletişim sayfasından ulaşabilirsiniz.
Sıkça Sorulan Sorular
Kaç alanlı form ideal?
Ne kadar az o kadar iyi; ilk temasta ad ve tek bir iletişim bilgisi genelde yeterli. Kalan bilgiler görüşmede alınabiliyor.
Reklam içi formlarda da olur mu?
Reklamın içinde açılan formlarda açılma ve gönderme ayrı ölçülebiliyor; kurgusu lead generation reklamları sayfasında.
Sepeti terk edenlerle aynı mantık mı?
Evet, mantık aynı; fark, sepeti terk edenlerde ürünü tekrar gösterebiliyor olmanız. Hizmet tarafında ürün yerine süreç anlatılıyor.
Nasıl çalışıyorum?
Çalışma saati paketleri
WhatsApp’tan ya da telefonda sitenizden ve ihtiyacınızdan bahsedin; 5 ile 40 saat arasında bir çalışma paketinde anlaşalım, ben gerekenleri yapmaya başlayayım. Aldığınız şey bir takvim aralığı değil, doğrudan sizin işinize harcanacak net mesai. 40 saati üç gün aralıksız çalışarak da kullanabiliriz, bilerek zamana yayıp bir yılda da bitirebiliriz — işin gerektirdiği neyse o. İşin ne kadar süreceğini tahmin etmeye değil, işi yapmaya vakit harcarım; harcadığım her saatin sitenizde kalıcı bir karşılığı olur. Faydalı olduğunu düşündüğünüz sürece bu şekilde devam ederiz.
Neden aylık değil?
40 saat 1 hafta mı oluyor?
Aylık sabit ücrette iki taraf da yanlış yere bakar: siz sabit gidere, karşı taraf kaç tane daha böyle sözleşme bağlayabileceğine. Saat üzerinden çalışınca ikimizin de baktığı yer aynı olur — yapılan işin gerçek değeri. "Toplamda ne kadar tutar?" sorusunun peşinen net bir cevabı olmaması bu modelin doğal maliyeti, farkındayım. Ama sonuç üretmeyen bir yapıya aylarca sabit ücret ödemek yerine yalnızca işinize ayrılan nitelikli zamanı ödersiniz, o zamanın nereye gittiğini de baştan sona görürsünüz. Müşterilerimin benimle tekrar tekrar çalışmasının sebebi bu.